Diyarbakır'da yaşayan oğlu gazeteci Dilan Karaman'ın gelişmeleri araştıran sivil toplum örgütleri, hazırladıkları raporlar kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, Karaman'ın ortağının, kurumdaki sistematik mobbing ve acil sağlık birimlerinin ağır ihmalleri sonucunda hayatlarının kaybolduğu vurgulandı.
Özgür Kadın Hareketi (TJA), Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Rosa Kadın Derneği, ÖHD ve DAKAH-DER üyelerinden oluşan "Dilan Karaman Olayı İnceleme Komisyonu", aylar süren gelişmelerin ortaya çıktığını bir raporla duyurdu.
11 Kasım 2025 tarihinde gerçekleşen trajik etkinliğin tüm boyutlarıyla ele alan belge, toplumsal ve kurumsal sorumlulukları tartışmaya gösteriliyor.
Partner derecesi ve 'ölüm düzeni'
Raporun en dikkat çekici kısımlarından birini Dilan Karaman'ın maruz kaldığı partner oluşturuyor.
Tanık beyanlarına göre Karaman, geçmişinin kaybolduğu günün sabahında ortağı Mazlum Toprak tarafından ağır psikolojik şiddet ve bıçaklı tehdide maruz kaldı.
Raporda, Karaman'a "Keşke benim kendimin gözümün önünde öldürsen" denildi ve bu baskının Karaman'ın mevcut psikolojik kırılganlığını akut bir krize dönüştüğü ifade edildi.
İdari birimlerin ağır kusuru: "Zorla götüremeyiz" bahanesi
Komisyon, Karaman'ın intihar girişiminin ardından yaşanan müdahale sürecini "hizmet kusuru" olarak tanımladı.
Karaman'da yüksek doz ilaçlama sonrasında olay yerine çağrılan 112 ve emniyet birimlerinin, "bilinci açık, rızası yok, zorla götüremeyiz" diyerek müdahaleyi reddettiği tespit edildi.
Hukuki değerlendirmede, intihar girişiminin "tıbben mutlak acil durum" olduğu hatırlatılarak; Kolluk ve sağlık ekiplerinin müdahale ederek Türk Ceza Kanunu'nun 83. maddesindeki "İhmali Davranışla Kasten Öldürme" suçuna zemin hazırladığı vurgulandı.
Kurumsal mobbing ve dijital süreklilik baskı
Milletvekili danışmanlığı ve DBP Kadın Meclisi basın çalışmalarını yürüten Karaman'ın, yerinde ve sistematik bir baskı altında olduğu belgelendi.
Karaman'a göre 6-7 farklı tanığın ortak beyanına göre; aylar boyunca yok sayılma, azarlanma, emeğinin değersizleştirilmesi ve kapasitesinin çok üzerinde bir iş yüküyle karşı karşıya kaldı.
Raporda, siyasi ve dijital mecralarda "7/24 erişilebilir olma" tarihinin özel hayatının yok olduğu ve Karaman'ın kurumsal alanda yalnızlaştırıldığı belirtildi.
Yöneticilerin "mobbing yaşanmadığı" yönündeki savunmalarına karşılık, tanıkların anlatımları ağır bir psikolojik taciz örüntüsünü ortaya koydu.
"Politik yalnızlık" ve sanal dayanışma eleştirisi
Rapor, sadece bireylerin değil, toplumsal refleksleri de sert bir dille eleştirdi. Karaman'ın olay günü onlarca arkadaşını ve yoldaşını oluşturduğu "güvende değilim" diyor, ancak kimsenin fiilen gitmediği tespit edildi.
"Güçlü kadın" mitinin bir tuzağa dönüştüğü komisyon, "Sanal medyada yer alan vicdan, gerçek hayattaki örgütlü bir reflekse dönüşmediği sürece tamamını hayatta tutmaz. Beğeniler ve etiketler bir kadının o gece evden alıp güvenli bir yere götürmedi" tespitinde bulundu.
Yapısal çözüm ve dönüşüm ihtiyacı
Komisyon raporlarının sonunda benzer kişilerin yaşamaması için şu önerilerde bulunuldu:
Danışmanlık sisteminin görev tanımları ve yetki bölgeleri netleştirilerek yeniden yapılandırılması.
Mobbinge karşı bağımsız ve denetim gücü olan denetimin güçlendirilmesi.
Ailenin "dokunulmaz" bir yapı olarak görülüp çocukluk travmalarının ve istismarın üzerini örtmesine izin verilmemesine izin verilmez.
Bölgedeki politik kadınların hedef alanı ve fuhuş şebekelerine dair iddiaların birleştiği görüldü.
Rapor, "Dilan'ın kaybı, yalnızca bir başarısızlık ya da bir seçim değil; kolektif reflekslerimizin eksikliğinin bir bütünlüğünün" cümlesiyle toplumsal bir özeleştiri çalışması yaparak sona erdi.




